Seğirme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Seğirme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ağustos 2007 Cuma

Flaş Flaş... İstenmeyen Misafire Son!

Benim canım okuyucum,


Ben her telden yazabilirim. Yeterkine bi okuyan olsun. Hatta görülebileceği üzere kimse okumasa bile yazarım.


Neden? Çünkü kendi kendine konuşana deli derler, yazana değil. Ayrıca bu çifte standarda da karşı olduğumu belirtmeden edemeyeceğim. Ben de deli olamaz mıyım? Bilakis atasözü mantık geleneğinden benim katmerli deli olmam da gerekebilir. Neden? Çünkü söz uçar, yazı kalır.


İyi de insanoğlu bir yandan ayağını yerden kesmek için inanılmaz çabalara girmiyor mu? Giriyor. Ama bir yandan da sözü hakir görüyor. Neden? Çünkü uçuyormuş. Sen uçmak için yapmadığını bırakmıyorsun. Madem uçuyor diye hakir görüyorsun Amerika'ya da yüzerek gidersin o zaman. Millet gidiyor Mersin'e biz gidiyoruz tersine! Adamı zorla konuşturuyorlar yaaa…


Eeeee nerede kalmıştık ha, kendimi övmeyi pek sevmem ama benle her konu konuşulur. Mesela sağlık; mesela insanın canının istemediği durumlarda kaldığında ondan kurtulma yolları! Yaaa…

Bu yazımda size istenmeyen misafirden kurtulma yollarını öğreteceğim benim değerli okuyucularım. Bu yazıyı dikkatle okuyarak istenmeyen misafirlerden "sağlıklı" bir şekilde kurtulabilirsiniz.


Olay şudur. Genelde gözünüz seğirince ne olur? İçinize sıkıntı düşer. Anaaam misafir gelecek herhalde gözüm seğiriyor dersiniz. Değil mi? Ve az sonra kaçınılmaz olan gerçekleşir. Koltuğa yayılmış don atlet oturuyor ve karnınızı kaşıyorken, dahası evi de pislik götürüyorken ve dolapta da yiyecek hiçbir şey yokken zil çalıverir. Ama tabii ki siz bunu bekliyor olursunuz. Sinyali almış ama kötüye yormayayım da çıkmasın demişsinizdir. Kapıya süzülürsünüz. Kapıcı yada satıcı olması tek dileğinizdir. Ama hayır. Neden? Çünkü göz yanılmaz. Seğirdi mi iş bitmiştir. Bu da atalardan kalma bir inanıştır. Zati bizim atalarımız da öyle boşa inanmazlar. Hey gidi heyyy….


İşte okuyucum sizi bu durumdan kurtarmak boynumun borcudur. Bilim ve teknolojiyi sıkı markaja almış biri olarak bu haberi gördüğümde okuyamamış olanları yada okuyup da durumun önemini kavrayamamış olanları bir dürtükleyeyim ve üzerime düşen aydın sorumluluğunu yerine getireyim dedim.


Bugün adlı gazetenin haberine göre gözünüz seğirince bu vücudunuzun magnezyum ihtiyacı olduğu anlamına geliyormuş. Anlamına "da" geliyormuş demek daha doğru olur. Misafir geleceğini saymamış gazete.


O halde sonuca gelebiliriz. Misafirin zamansız geleceği tuttu. Onu da siz bilmiyorsunuz ama gözünüz durumu hemen çaktı ve seğirmeğe başladı. Yani tehlike çanları çalıyor. Siz de hemen önlemini alıyorsunuz ve vücudunuzun ihtiyaç duyduğu magnezyumu alarak seğirmeyi ortadan kaldırıyorsunuz. Böylece iş tersine dönüyor. Ya işleri çıkıveriyor müstakbel misafirlerinizin yada bir anda gelmekten vazgeçiveriyorlar. İyi çözüm değil mi?


Yooo değil; çok iyi çözüm.


Peki nereden bulacağız biz bu Magnezyumu derseniz onu da söyleyeyim;

Deniz suyu, kaynak suları ve tüm yeşil bitkiler magnezyum taşıyormuş. Ispanak gibi yeşil sebzeler içerdikleri klorofilin yapısında magnezyum olduğu için iyi birer magnezyum kaynağı olarak gösteriliyor. Ayrıca kuru yemişler , tohumlar ve tüm hububatlar magnezyum içerirken muz, avokado, kakao, dil balığı gibi yiyeceklerde magnezyumun önemli kaynaklarındanmış.